Ana içeriğe atla

Ne kadarda haklı bir cümleydi o : Sanane!








Bazen insanları anlayamazsınız.

Bu cümleyi yazdıktan sonra uzun bir süre bekledim. Hala anlamaya mı çalışıyordum? Bilmiyorum..Şuanda bildiğim ve ağır bir şekilde hissettiğim tek şey göğsümün ortasına yerleşmiş olan alevden bir top..Bir insan canı bu kadar yanarken bile nefes alabiliyormuş...
Hani şair diyor ya; “ bir insanı sevmekle başlar herşey “, diye. Ya sevmek herşeyin sonuysa? Bir insanı çok sevdiğin için bitiyorsa herşey?.. Ve anlam veremiyorsan bu yaptığına?..
Evet, insanlar olduğu gibi kabul edilmeli ama nereye kadar? Sonsuza dek mi yoksa kendinle çakıştığın yere dek mi ? Peki olduğu gibi kabul edilen , beni aynı içtenlikle kabul edecek mi ?
Ben hep dürüstlük isterdim. Ama insan bazı şeyler yaşadıkça saklamanın bazen daha iyi olduğunu anlıyor. İlişkiyi yürütebilmek için bazen bazı şeyleri  “ saklamak “ gerekiyor..
Yinede umut olmalı mı içimde? Onca sorduğum sorudan sonra cevabını verebildiğim sadece bu. Hayır!. Yeniden birini sevmek, bir yabancıyı kabullenip yeni bir sarmala girmek hiç bu kadar uzak gelmemişti bana. Ben son noktadayım artık...
Derin derin nefes alıyorum ve her verişimde içimdeki alevlerin dışarı çıkması için dua ediyorum.Biliyorum bir gün alevler çıkacak ama ömrümden ne kadar  zamanı yakacaklar kim bilir..Yine de kor içimde kalacak..
Hayatta iki seçenek olmadığını bile bile bana sadece iki seçenek sundun..Benim seçeneklerimi dinleme gereği  duymadan..Dinleseydin bile istediğim saygıyı bana göstermeyecek, gösteremeyeceksin..Bu senin kaçış yolun..Önünde pek çok seçenek varken gitmeyi seçiyorsun.Ben her zaman olduğu gibi yine saygı duyuyor ve bu saygıma şaşırıyorum..Ben senin hayatının kadını  değilim.. Sen sadece bunu gerçek bilip kabullendin..Hayatın satır aralarına yerleştirdiği seçenekler, çıkış yolları vardır..Onları sakın görmezden gelme.. Benimle mutlu olma şansını kaçırdığın gibi başka mutlulukları kaçırmanı istemem..
Saatlerdir Attila İlhanın dizeleri uçuşuyor beynimde : “Olmaz, gerçek olamaz bu yaşadığımız.. Ya sanrı ya da sanrıya çok yakın birşey..” Bu korkunç sanrıdan uyanıp gözlerimizi açtığımızda birbirimizi yine yan yana bulur muyuz acaba?..
Herşey geçecek.. Zamanla korkuların, endişelerin, gençliğin geçecek..Öyle anlarda öğreneceksin hayatı yakalamayı. Ve hiç tahmin etmediğin anlarda aklına geleceğim..Gamzende hissedeceksin dudaklarımı.. Umarım gülümsersin, çünki ağlamak bir kişiye düşer...

(Alıntıdır)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Para Yatıramama Macerası

     Neymiş Gebze'de yüksek lisans varmış.. Oraya başvurmam lazımmış.. Aradaki zamanı boş geçirmemem gerekirmiş.. Peh!! .. Kendi kendime söylediğim bunca şeyden sonra Yüksek Lisans maceram galiba mutlu sona varamayacak...      Planlar 1 ay önceden yapıldı halbuki. Salı günü para yatırılacaktı. Çarşamba günüde arkadaşın sınavı olduğu için beraber gidilip hem bize öncülük edecekti , yol yordam gösterecekti hemde kısa bir gezi yapılmış olacaktı.      Salı günü 12:30 sularında evden çıkıyorum. Görev: Akbanktan para çekilmesi sonra gidip Vakıfbanka yatırılması. Akbank ATMlerinde sıra olmayışı beni bir hayli şaşırtıyor bir yandan da   yüzümdeki sırıtık ifadenin  çıkmasına yol açıyor. Akbank ATMsini ilk defa bu kadar boş görüyordum ve bir hışımla 150TL'yi hesabımdan elim titreyerek çekiyorum. Hızlı adımlarla vakıfbanka yürüyorum. 12:50 civarında Vakıfbankın kapısına kadar geliyorum.. Sürpriz!!! Banka kapalı. 13:30 da açılac...

Fireli Ağırlık Hesap Cetveli

               ------Bıdı bıdı Bölümü Başlangıcı------ Toplam okuma süresi 9 Dakika      Aylar geçti uzun zaman oldu bir şeyler yazamıyordum. Blogspot'un ileri ve çağdaş ülkemiz sınırları içerisinde erişiminin engellenmesi sinir bozucu bir durumdu ve bir çok yazar gibi benim de hevesimi kırmıştı. Gerçi benim gibi az okuyucusu olan bloglar için değil de yüksek okuyucuya ulaşan bir yazarın sinir katsayısını düşünemiyorum.          Neyse bu geyikleri geçelim. Hem ayrıca "Aaa serhat yazmıyor artık" diye vahvahlanan da kimse yoktur zaten.         Şimdi vatana millete azıcık yardımcı olalım dedik ve kendim hazırlamış olduğum Fireli Ağırlık Hesap Cetvelini burada sizlerle paylaşacağım. -----Bıdı bıdı Bölümü Bitişi------       Öncelikle fireli ağırlık nedir ona bir göz atalım ;        Bildiğiniz üzere (veya bilmiyorsanız öğrenin) Ham maddeler veya ...

Yüzyılın En Gereksiz İcadı : Tekerlekli Market Sepeti

              Henüz marketten yeni geldim eve ama kullandığım bu iğrenç buluşu? sizlerle paylaşmak isterim. Aslında ben yeniliğe açık bir insanım yeni tasarımları severim ama bu gereksiz araç canımı çok sıktı.İsminde bir kere hayır yok. Tekerlekli market sepetiymiş. Sepet olarak kullanırsan çok ağır. Çekçekli araba olarak kullanırsan dengesizlik abidesi. Kim tasarlamışsa halt etmiş. Ne ağırlık merkezi hesabı yapmış ne ergonomi. Neyse sözün kısası şu olur ki eğer markete giderseniz ve bu ürünlerden görürseniz sakın kullannmayın kanser olursunuz. Test ettim onayladım sinir krizi geçiriyordum neredeyse. İilede bakacağım neymişki bu diyorsanız. Buraya Tıklayın